Bence mutfaklara en yakışan iki renk kırmızı ve beyaz. Bir temizliği simgeler diğeri iştah açar :)
14 Kasım 2013 Perşembe
13 Kasım 2013 Çarşamba
Temizlik Aslında Çok Pis Bir Şey
Kişisel temizliğe dair bildiklerinizi unutun.
Günlük rutinimiz ve hijyen alışkanlıklarımızın çoğu aslında sandığımızın aksine bize yarar sağlamaktan çok zarar veriyor. İşte bunu biraz olsun değiştirmek için yüzleşmemiz gereken rahatsız edici gerçekler:
1. Antibakteriyel el sabununuz, hormonal dengenizi mahvediyor olabilir. Dahası, bakterilerle savaşmakta sandığınız kadar etkili değil. Antibakteriyel sıvı el sabunlarının çoğu hormon seviyelerinde değişikliğe neden olduğu kanıtlanmış olan “triklosan” adlı bir madde içerir. Ayrıca ABD Sağlık Bakanlığı’nın raporuna göre bu sabunların hastalıkları önlemede diğer sabunlara göre bir üstünlükleri yok.
2. Giysilerinizi yıkamak onları kirden arındırıyor olabilir; ancak aynı zamanda, çamaşırlarınıza bolca E.coli bakterisi ve dışkı da bulaştırıyor. Arizona Üniversitesi’nden bir mikrobiyoloji profesörü olan Dr. Charles Gerba’nın gerçekleştirdiği araştırmaya göre, iç çamaşırlarının yıkandığı sadece bir makine turu, bağırsakta yaşayan E.coli bakterilerinden 100 milyon kadarını suya bulaştırır ve bu bakteriler, sonraki yıkamaya da transfer olur. Durumu hafifletmek için alınabilecek önlemler var. Örneğin makinenizi 150 derecede çalıştırmanız ve yıkama sonrasında bakterilerin nemli ortamda çoğalmasını önlemek amacıyla, çamaşırları kurutma makinesine olabildiğince çabuk yerleştirmeniz. Ancak hiçbir önlem, tam bir kurtuluş sağlamayacak
3. Muhtemelen vaktinizin çoğunu evinizin en kirli kısımlarıyla haşır neşir olarak geçiriyorsunuz. Banyo zeminleri her santimde karede milyonlarca bakteriye ev sahipliği yaparken, mutfak evyesinin sadece deliğinde bu sayı katlanarak çoğalıyor. Brooklyn, New York’taki Long Island College Hastanesi ve Harvard Halk Sağlığı Okulu’nun bulgularına göre, etrafı ıslatarak bakteri üremesine davet çıkaran tüm o kap kacaklar sayesinde mutfak evyeniz, klozetinizden çok daha kirli.
4. Sifonu çektiğinizde içeri gidenler kadar dışarı çıkanları da hesaplamak gerekebilir. Dr. Gerba, sifon çekilmesi sonrasında klozet içeriğinin dışarı fışkırmasını, havai fişeğe benzetiyor. Fışkıran parçacıklar, klozetin yaklaşık 2 metre çevresine kadar yayılarak, banyonun diğer ucundaki diş fırçanızı da kaplayabiliyor.
5. Ellerinizi hava kurutucularıyla kurutuyorsanız, kağıt havlulara dönme vakti gelmiş olabilir. Westminister Üniversitesi’nde yapılan çeşitli deneylerde, kağıt havlunun en güvenli el kurutma yöntemi olduğunu belirlendi. Kağıt havlu yardımıyla ellerimizi kurutmak için ihtiyaç duyduğumuz süre, hava akımıyla çalışan bir kurutucunun gerektireceğinin 3’te 1’i kadar ve bu da, bakterilerin nemli ellerimizde üremesi için daha az vakit demek
6. Diş telleriniz hayal edebileceğinizden çok daha korkunç olabilir. UCL Eastman Diş Kliniği araştırmacıları, damağa takılan diş teli kullanan hastaların yaklaşık yüzde 50’sinin, tehlikeli enfeksiyonlara yol açabilen MRSA türü de dahil olmak üzere yüksek miktarda bakteri barındırdığını keşfetti. Bu durumdan kaçınmak için, damak telinizi özenle temiz tutmanız yeterli olacaktır
7. ‘5 Saniye Kuralı’ diye bir şey yok. Weill Cornell tıp okulu enfeksiyon bölümü başkanı Dr. Roy M. Gulick, New York Times’a yaptığı açıklamada, “5 saniye kuralı, 0 saniye kuralına dönüşse iyi olur” diyor. Çünkü yapılan araştırmalara göre, yiyecek yere temas ettiği anda bakterilerin %99’u geçiş yapıyor. Tabii bazı yüzeyler diğerlerine göre daha tehlikeli: Nemli ya da halı kaplamalı yerler, bakteri çoğalması için sert ve kuru olanlardan çok daha elverişli. Yiyeceğin niteliği de fark yaratabiliyor: Yüksek oranda tuz ya da şeker içeren besinlerin, bakteri alımına karşı daha dirençli olduğu saptandı.
8. Göbek deliğinizi artık daha dikkatli temizleyeceksiniz. Araştırmacılar, neredeyse sadece göbek deliklerinde barınabilen binlerce ender bakteri türü keşfetti. Örneğin aynı araştırmada kullanılan bir erkeğin göbek deliğinde, öncesinde sadece Japonya’daki lağım kanallarında rastlanılan bir bakteri türü bulundu. Fazla söze gerek yok, ne yapacağınızı biliyorsunuz…
9. Akneyle tamamen yanlış yoldan savaşıyor olabilirsiniz. Akne problemlerinin çoğu deri altı kaynaklı olduğu için, büyük dikkatle tedavi edilmelidir. Akne karşıtı temizleyici kullanıyorsanız ya doktorun tavsiye ettiği ürünü ya da en azından yumuşak, yıpratmayan ve alkolsüz olanlarından kullanın. Çünkü diğerlerinin yan etkileri, sadece aknenizi daha kötü etmeye yarar. Çoğu akne sabunu ise cildimizden gereğinden fazla yağ alır, bu da daha çok akneye zemin hazırlar. Uzmanlar, cildimizin doğal nem oranıyla savaşmamamız gerektiğini söylüyor.
10. Her gün duş alarak işi çok abartıyorsunuz. Columbia Üniversitesi’nden dermatolog Michelle Hanjani , “Saçınızı her gün yıkıyorsanız, saç derinizdeki, doğal saç yağı olan tüm sebumu ortadan kaldırmış oluyorsunuz. O zaman cildiniz de daha çok yağ üretiyor” diyor. Hanjani, saçınızı haftada en fazla 2-3 defa yıkamanızı öneriyor. Yine de bunu her gün yapma ihtiyacı hissediyorsanız, şampuanınızın nazik olduğundan emin olun ve durulayıp tekrar şampuanlamayı unutun
11. Muhtemelen lenslerinizin bakımını tamamen yanlış yapıyorsunuz. ABD’de 40 milyona yakın insan üzerinde yapılan bir araştırma, neredeyse hiç kimsenin lenslerine doğru bakımı uygulamadığını ortaya çıkardı. Kontakt lensler kolayca ‘biyofilm’ denilen ince bakteri katmanıyla kaplanabiliyor. Lensleri musluk suyunda yıkamak, her gün aynı lens solüsyonunu kullanmak sıklıkla yapılan, basit ama lens yüzeyindeki bakteri popülasyonunu patlatabilecek tehlikeli hatalar.
12 Kasım 2013 Salı
Kış ...
Yazın ortasında doğmuş olamama rağmen yazı hiç sevemedim. Benim favori mevsimim Kış. Yazın güneşi, denizi, kumu, balkon - bahçe keyfi dururken kışın soğuğu, yağmuru, çamuru sevilir mi demeyin. Kışın soğukluğunda her zaman bir sıcaklık vardır.
Renkli eldivenler, kaşkollar, şapka ve bereler...
Koltuk, kanape şalları (throwlar) ...
Yağmur yağdığı zaman tam bir kurtarıcı olan, renkleri ile de cıvıl cıvıl bir görüntü veren yağmur çizmeleri...
Üzeri kış, kar, çam,geyik motifli yünlü kazaklar...
Pufidik ev çorapları ve terlikler...
Gri kış günlerinde iç açıcı renkleriyle şemsiyeler...
Hasretle beklediğim kestane...
Her mevsim sevsem de kışın sıcak sıcak içilen tavuk sulu, bol karabiberli çorbalar...
Mısırın yazın patlamamışı, kışın ise patlamış olanı...
Salepin gerçek olanı...
Çok sevdiğim çaya eklenen kışlık baharatlar...
Yemek için olmasa da! mutfağımda dekoratif amaçlı kullandığım narlar...
Bolca kullandığım mumların artık yanabilir olması...
Veee tabii mevsimin ''Happy Day '' i Yılbaşı...
Keyif Dolu Sıcak Kış Günleriniz Olsun...
11 Kasım 2013 Pazartesi
9 Kasım 2013 Cumartesi
Dereotlu Cimcime
Cumartesi günü Cimcime sabahın altısında ağlayarak uyandı ve fakat 5 dakika sonra tekrar uykuya daldı. O uyudu ama uykusu açılan anne kişisi yatakta dönüp durmaktan sıkılınca kalkıp poğaça yapmaya karar verdi. Adını "Dereotlu Cimcime" koydum, çünkü uyandığında Cimcime taze poğaça gibi oluyor.
Malzemeler :
1 su bardağı çatalla ezilmiş beyaz peynir (isteğe göre arttırılıp azaltılabilir)
1/2 demet dereotu (daha fazla kullanabilirsiniz)
1 yumurta (akı hamura sarısı üzerine)
4 çorba kaşığı zeytinyağı
150 gram margarin (tereyağı çok daha lezzetli oluyor)
1 buçuk tatlı kaşığı tuz
1 çorba kaşığı kadar sirke
1 paket kabartma tozu
3 çorba kaşığı dolu dolu yoğurt
3 buçuk su bardağından biraz fazlaca un
Yapılışı :
- 3 su bardağı una bir paket kabartma tozu eklenerek yoğurma kabına koyulur ortası açılır yumurta akı sıvı yağ yoğurt margarin sirke tuz eklenir ortadan başlanarak hamur yoğurulmaya başlanır hamur toparlanınca ezilmiş beyaz peynir, ince kıyılmış dereotu eklenir ve hamur yoğurulmaya devam edilir. Kalan un yavaş yavaş eklenerek ele yapışmayan yumuşak kolay toparlanan bir hamur elde edilir
- Cevizden daha büyük toplar yapılır
- Üzerine yumurta sarısı sürülüp yağlı kağıt serili tepsiye dizilir
- İsteğe bağlı olarak çörek otu veya susam serpilir
- Önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişirilir (turbo fırınlarda 15-20 dak.)
Not : Mayalı hamurla yapılan poğaçalar puf puf kabarırlar ve tazeliklerini daha uzun süre korurlar. Maalesef kabartma tozuyla yapılan poğaçalar daha çabuk bayatlıyor. Evde yoktu ben maya eklemedim. Ama tüm eve kokusunu yayıp kahvaltıya da sıcak sıcak çıkartınca bayatlayacak vakit bulamadan bitti poğaçalar. Sirke ve karbonat hamura gevreklik verir.
Afiyet olsun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















.jpg)














.jpg)























