14 Mayıs 2013 Salı

Kitap İzni

3 gün izin ve 3 kitap + Haruki Murakami'nin ilk 200 sayfası. Evde olsam D&R'ı okurum ben be...

Çok özlemişim arka arkaya kitap bitirmeyi, sabaha kadar bir kitabın esiri olmayı ... Tabi arada "anne düüüd, anne nuuu, anne düt bitti" sesleriyle bölündü geceyarısı keyfim ama olsun.


Bu sene fazla gezemeyeceğiz okul yüzünden. Hem işler çok hem de Cimcime okula başlayacak yavaştan. Böylece ben de izinlerimi kitap okuyarak değerlendirebileceğim. 

Yeni bebeklerim de geldi. 


Okumak için sabırsızlanıyorum. Ama önce Harukiyi bitirmem lazım. Yalnız bu kitap neden tuğla gibi ? Mükremin abinin okuduğu kalın kitaplardan mübarek. Üç tane daha ince kitap halinde olamaz mıydı yani? Benim gibi illa yatarak kitap okuyanlara yazık değil mi ? Kollarım koptu, kitabı nereye yaslasam ağır geldi,  komidinde ne var ne yok devirdi, böğrümü deldi. Kitaptan utanmasam parçalara ayırıp öyle okuyacağım. 

Neyse bu kadar uğraşınca okuma hızı düşüyor tabii. Artık 2 ayda ancak biter. Ama şimdilik güzel gidiyor. 

Bu arada yukardaki diğer kitapları da tavsiye ederim. Üçüde güzeldi...

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Anneler Gününün Ertesinde "İçimizden Bir Anne" Oldummm...

Kendisinden çok faydalı bilgiler edindiğim ve hatta blogumda sık sık yazılarını paylaştığım Profesyonel Ebeveyn Koçu Ahu Tükel web sitesinin  "İçimizden Bir Anne" köşesinde Cimcime'ye ve bana yer vermiş. 

Anneler günü ertesinde bu yayına çok sevindim. Ahu Hanım'a çok teşekkür ederim.  

Not : İsimleri blogda ben değiştirdim. Tabi ki orjinali böyle saçma değil :)


İçimizden Bir Anne  

by Koç Ahu - May 13, 2013
Bu hafta “İçimizden Bir Anne” köşesinin konuğu Ana Kraliçe. Ana Kraliçe, İstanbul’da yaşıyor ve kimya mühendisi.
Şu ana kadar ki annelik hayatında onu en çok zorlayan şey, çalışan anne olduğu için yaşadığı bakıcı problemleri olmuş. Sonuçta başa çıkamayıp, ana okullarına bakmaya başlamışlar erkenden. Okullara, yetersiz dimdik merdivenlere, korumasız mutfaklara güvenememişler.
En sonunda eşi işinden ayrılmış ve çok kısa bir süre önce Anadolu Yakası – Feneryolu’nda bir anaokulunu devralıp işletmeye başlamışlar. Adı Gözbebeğim Anaokulu.
Facebook adresi https://www.facebook.com/GozbebegimAnaokulu
Okullarında miniklere olduğu kadar ebeveynlere de eğitimler seminerler vermeyi hedefliyorlar. Yakın zamanda anne ve çocuğun beraber katılabileceği etkinlikler de başlayacakmış.
Ayrıca Ana Kraliçe'nin hoşuna giden şeyleri yayınladığı ve amatörce hazırladığı bir bloğu da var . http://kraliceninevi.blogspot.com/
Bakalım Ana Kraliçe bize başka neler anlatacak…
ANNELİK…
Merhaba Ana Kraliçe. Kaç çocuğun var ve isimleri neler?
Bir kızım var. Adı Cimcime. 2 yaşına yaklaşıyor.
Doğumdan sonra seni en çok şoke eden “keşke biri bana bunları daha önce söyleseydi” dediğin neler var? Bunlarla nasıl başa çıktın?
Bebeğimle yalnız kalmaktan korkacağım hiç aklıma gelmemişti. İstediğini anlayamam, ağlarsa susturamam, acil bir durum olursa soğuk kanlı davranamam diye korkup hiç yalnız kalmak istemedim. Sonra kızım büyüdükçe bu durum kendiliğinden çözüldü.
Sütün öyle çeşmeden akar gibi gelmediği ve minicik bebek bile olsa canı istemezse yemek (bu durumda anne sütü) yemeyeceği durumuna şok olmuştum. Ben deli gibi süt gelecek diye pompalar, süt saklama kapları falan almıştım bol bol. Süt bol geldiğinde kızım emmedi, o emmek istediğinde süt yetmedi.
Doğumdan sonra yaklaşık 7-8 ay vücuttaki ödeme bağlı olarak oluşan bir problem nedeniyle iki el bileğimi de tam randımanlı kullanamadım. Cimcime 5 aylıkken işe başlamadan önce sağ bileğimden ameliyat oldum. Sol bileğimde tam 1 yıl sonra kendiliğinden iyileşti.
Anneliğin bir diğer adı “endişe”. Senin aklını en çok meşgul eden korkular ve kaygılar neler? Bu endişelere rağmen huzurlu ve pozitif bir anne olabilmenin yolları nedir sence?
Çalışan bir anne olduğum için kızımı bakıcılara emanet etmem gerekiyor. Bakıcıların kızımla iyi ilgilenip ilgilenmediği konusu benim temel endişem şu an. Bu yüzden de çok fazla bakıcı değiştirdik zaten. Bizim kurallarımıza uymamak için direnenlerle yollarımızı ayırmak zorunda kaldık hep.
Ev kazalarından çok korkuyorum. Bu korkuyu azaltmak için sadece bakıcıyı tembihlemekle kalmayıp, ocak koruması, dolap çekmece kilidi, merdiven ve balkon kapısı, pencere kilidi gibi çeşitli koruma önlemleri aldım. Bakıcıyı kontrol etmek için kamera koymak bana uygun gelmedi. Sonuçta kötü insan kamera olmayan yeri de bulur. Ayrıca o kadar kaydı seyredecek vakit de bulamam.
Ben kızımın bakıcısı ile iletişimini yakından takip etmeyi tercih ettim. Bakıcısına karşı çekingen mi uzak mı yoksa yakın mı? Gece uykularını huzurlu uyuyor mu yoksa sık sık kötü rüya görüp ağlayarak mı uyanıyor? Bu gibi şeylerden problem olup olmadığını çıkarmaya çalışıyorum. Artık 2-3 kelimeli cümle kurabiliyor Cimcime. Bu kelimelerle günün anlatması için teşvik ediyorum eve gelince hergün. Önce ben anlatıyorum neler yaptığımı basit cümlelerle, sonra o başlıyor anlatmaya. Parka gittim, eee yaptım (uyudum) mama yedim, düttüüm ağladım diyebiliyor.
Temizlik düzen ve hijyen konularında da daha geniş davranmaya, çok titizlik yapıp çocuğu da bakıcıyı da bunaltmamaya çalışıyorum.
Günlük hayatının Cimcime ile en kolay ve keyifli anları hangileri? Hangi anları daha çok yaşamak isterdin?
Haftasonu sabahları Cimcime uyandığında yatağından alıp kendi yatağımıza getiriyoruz. Üçümüz ailecek sabah keyfi yapıyoruz yatakta. En keyifli anımız bu.
Çocuk olunca kolay bir an olmuyor ama Cimcime de uykudan yeni kalktığı için o anlarda anne kucağında oturuyor. Yoksa 1 saniye durmaz kucakta, fıldır fıldır gezer.
Yine günlük hayatında Cimcime ile ilgili seni en çok zorlayan durumlar neler?  Günün hangi saatleri ve anları seni zorluyor? Bu zor anları nasıl idare ediyorsun?
Nerdeyse doğduğundan beri beni en çok zorlayan anlar yemek anları. Küçükken çok zor olsa da kandırarak, oynatarak yediriyordum. Büyüdükçe kanmamaya başladı. Ben de kendi haline bıraktım. Sağlığı yerinde, bakıcısı ile beraber yemek yiyor. Benle yiyecekse önüne koyuyorum artık isterse yiyor. Sağlıklı ama seveceği şeyleri seçiyorum. Mama diye isteyince veriyorum.
Annelikte hissetmeyi en sevdiğin ve en sevmediğin “duygular” neler ve neden?
Annelikte çocuğumun bana hissettirdiği tüm duyguları, içinde endişe ve korku olsa da çok sevdim.
Sevmediklerim, dışardan insanların sana kendini yetersiz ve yanlış hissettirme çabaları oldu.
Cimcime’ye “daha az” ve “daha çok” söylemek istediğin şeyler neler?
Daha az hadi Cimcimeee demek isterdim (özellikle yerken).
Sevdiğimizi sık sık söylediğimiz için daha çok söylemek istediğim fazla bir şey gelmiyor aklıma.
Cimcime ile ilgili en çok ne için müteşekkirsin?
Sadece doğmuş olmasına müteşekkirim.
EVLİLİK…
Eşiyle daha fazla beraber zaman, sohbet, romantik ve özel anlar geçirebilmek çoğu annenin isteği. Çocuklu hayat içinde bu zamanı yaratabilmek için sen neler yapıyorsun?
Genelde haftada 1 gece başbaşa dışarı çıkarız. Veya bazı Cumartesi günleri eşimle beraber gezeriz. Şimdi Cimcime’de büyüdüğü için bizimle gelebiliyor.
Malum özellikle çocuklar ile ilgili konularda ebeveynler arasında fikir ayrılıkları olabiliyor. Böyle durumlarla siz nasıl başa çıkıyorsunuz?
Biz genelde temel tüm konularda hemfikiriz. Anlaşamadığımız ufak detaylarda tartıştığımız oluyor. Böyle anlarda ortalık yatışana kadar bir süre ayrı odalarda takılıyoruz. Bazen sorun çözülüyor bazen de çözülmeden kalıyor. Herşeyi çözmeye de uğraşmıyoruz.
Eşinin en çok hangi yönlerini takdir ediyorsun?
Benden daha sakin, benim gibi aceleci değil.
Eşine “daha az” ve “daha çok” söylemek istediğin şeyler neler?
Ona da daha az hadi demek isterdim. Bir de arabayı yavaş kullan :)
VE SEN…
Seni neler gülümsetir?
Gülümseme beni gülümsetir. Bir de kedilere dayanamam çok gülerim. Kedi diyince bile gülerim :)
Kendinle ilgili en çok gurur duyduğun ve takdir ettiğin yönler veya başarılar neler?
Cimcime’nin annesi olmaktan gurur duyuyorum mesela. Ona pozitif yaklaştıkça, duygularını anlamaya çalıştıkça kendimi takdir ediyorum. Kızıma bir şeyleri öğretebilince benden mutlusu olmuyor.
Annelerin en büyük problemlerinden biri malum kendine zaman ayırmakta zorlanmak. Kendine daha fazla zaman ayırabilmek için ne gibi taktiklerin var?
Bunun için zaman zaman bir şeylerin yeri değişiyor mecburen. Mesela kendime zaman ayırmak için uykumdan feragat ediyorum. Veya o haftasonu büyükanne-dede ziyaretlerini erteliyorum.
Eşim bir çok konuda yardımcı olduğu için bazı şeyleri araya sıkıştırmak daha kolay oluyor. Ama dediğim gibi hep bir yerden alıp başka yere ekliyorum.
Hayatında hep yapmak istediğin, aklının bir köşesine takılı kalmış ama sürekli ertelediğin neler var? Anne olmak dışında, bir insan ve kadın olarak kendin için neler hedefliyorsun veya hayal ediyorsun?
Çok hayalperest bir insan değilim herhalde. Basit hayallerim oluyor yavaş yavaş da onları gerçekleştiriyorum. Bu dönemde kendimle ilgili bireysel hayaller yerine ailemle ilgili hayaller kurma aşamasındayım. Mesela fotoğraf merakım var. Eskiden başkalarının fotoğraflarını çekerdim şimdi kızımı çekiyorum :)
KIZINA MESAJIN…
Şu anda Cimcime’ye bugün buradan neler söylemek istersin?
Ay yay yu derdim o anlardı :)
……………………………………………………………………………………..
Paylaşımın için çok teşekkürler Ana Kraliçe. Sana ailen ve sevdiklerinle mutlu ve huzurlu bir hayat diliyoruz. Yeni anaokulunuz da hayırlı olsun, umarız gönlünüze göre büyür ve gelişir.
Sizler de “İçimizden Bir Anne” köşesinde bu soruların cevaplarını bizimle paylaşmak ve işinizi, websitenizi tanıtmak isterseniziletisim@kocahu.com adresinden benimle bağlantıya geçebilirsiniz.
Bu yazıyı beğendiyseniz lütfen aşağıdaki “like” butonuna tıklayarak beğendiğinizi gösterin. Facebook, Twitter, Email veya size nasıl uygunsa, faydası olacağına inandığınız kişiler ile de paylaşırsanız çok sevinirim.
Sevgilerimle
Ahu

6 Mayıs 2013 Pazartesi

İyi Anaokulu Nasıl Olmalı ?


Anaokulu çocuğa bilgi yükleme yeri değil, çocuğun ilköğretime başlandığında bilgiyi öğrenmesi için gerekli becerilerin kazandırıldığı ve çocukların gelişimlerinin desteklendiği yerdir. 

Okulöncesi eğitimi dendiğinde, “eğitim” akademik bilgi gibi anlaşılıyor. Okulöncesinde “eğitim”, çocukların duygusal, sosyal, fiziksel, zihinsel gelişimlerini desteklemek için fırsatlar yaratmak anlamına gelir. 


Anaokulu, çocuklara bir şeyler öğretme endişesiyle yoğun dergi çalışmalarının verildiği, çeşitli branş dersleriyle çocukların sıkıldığı bir yer değil; çocukların potansiyelinin ortaya çıkarıldığı ve yaş gurubuna uygun oyunlarla çocukların gelişimlerinin desteklendiği ve mutlu edildiği bir kurumdur. 

1. BESLENME: Sağlıklı ve dengeli beslenme sağlanmalıdır. Mümkünse anaokulunun beslenme programını bir beslenme uzmanı hazırlamalıdır.

2. DANIŞMANLIK BİRİMİ: Okul programının hazırlanmasında, ölçme değerlendirme sürecinde bir psikolog/pedagogdan profesyonel destek almak çok faydalı olacaktır. Anaokulu bu hizmet için bir uzmandan ya da danışmanlık merkezinden destek almalıdır. Psikolog/pedagog çocukları yeterince gözlemlemeli ve çocuklara uygun gelişimsel test ve envanterlerle çocukları değerlendirmelidir.

3. DÖNÜT: Her ay aile bireyleri çocuklarıyla ilgili gelişmeler hakkında yazılı olarak bilgilendirilmelidir.

4. DÜRÜSTLÜK: Öğrenci velilerine çocuklarıyla ilgili gereksiz harcamalar yaptırmaktan kaçınılmalıdır.

5. EĞİTİM: Anaokulu bakım yerine eğitimi temel almalıdır. Veli merkezli olmak yerine çocuk merkezli olmalıdır. Ayrıca her çocuk mutlaka kendi yaş grubuma göre sınıflarda eğitim almalıdır.

6. FİZİKİ YAPI: Sınıf ortamı yeterli olmayacağından mümkün olduğu kadar geniş mekânlar ve mevsimine göre açık havada eğitim imkânı sağlamalıdır. Anaokulu binası iyi ısınmalı, aydınlık ve ferah olmalıdır. Çocukların bedensel gelişimine katkıda bulunacak hareketlerin yapılabileceği fiziksel aktivite ortamı bulunmalıdır. Çocukların rahat ve özgürce oynayabileceği bir oyun alanları bulunmalıdır. Her çocuğun özel eşyası için düşünülmüş dolaplar olmalıdır. Bahçeli olmalıdır. Okulun atmosferi hoş ve eğlenceli olup çocuklar açısından çekici olmalıdır. Yemek yenilen yer ve derslikler sıkışık olmamalıdır. Yerler kolay temizlenebilen bir malzeme ile kaplanmış olmalıdır.

7. GÜVENLİK: Okul öncesi dönemde çocuklar tehlikelere açık olduğu için okulda güvenlik önemleri tam alınmalıdır. Özellikle yangın ve depreme karşı okuldaki araç gereçler güvenli bir şekilde yerleştirilmeli ve çocuklar bu konuda eğitilmeli. Bunla birlikte oyuncak ve eğitici materyallerin güvenliğinden emin olunmalıdır. Acil durumlarda anaokulun işleyişi nasıl, güvenlik tatmin edici mi bunları da ailelerin değerlendirmesi gerekiyor.

8. HİJYEN: Lavabo ve tuvaletler öğrencilerin boyuna göre ve hijyenik olmalı, ayrıca çocuk sayısına göre yeterli ve sınıflara yakın olmalıdır. Seçilen tüm oyuncak ve kırtasiye malzemesi sağlık açısından zararlı madde içermemelidir. Aynı ilkeler gıda maddeleri seçimi ve hazırlanışı için de geçerlidir.

9. HİJYEN: Sınıfların temizliği, düzeni, ders için gerekli ısıya sahip oluşu ve havalandırılmış olması konularına dikkat edilmelidir.

10. İLETİŞİM: Anaokulu çalışanları öğrenciler ve ebeveynlere karşı saygılı, yakın, samimi, sevecen, yardımsever ve duyarlı davranmalıdırlar.

11. İLETİŞİM: Gerek görüldüğünde aile fertleri ile çocuklarıyla ilgili görüşmeler yapılmalıdır.

12. İLETİŞİM: Öğrencilerin ailelerine gün sonunda yapılan bilgilendirme çocuğun olmadığı uygun bir ortamda yapılmalıdır.

13. İLETİŞİM: Sabah çocuğun ihtiyaçlarını bildirmek, akşam o günkü davranışları ile ilgili bilgi vermek üzere ailelerle görüşülmelidir.

14. İLETİŞİM: Veliler anaokulundan bir yetkiliyle görüşmek istediklerinde kolaylıkla ulaşabilmelidirler.

15. MATERYAL: Oyun araç ve gereçlerin ve malzemelerin yeterli olması ve çocukların rahatça ulaşabileceği ve göz hizasında bir yerde; ilgi köşelerine ayrılmış olarak bulundurulması çok önemlidir. Bu malzemelerin yerlerinin etiketle belirtilmesi hem toplama hem de sembolik düşüncenin desteklenmesi açısından çok yararlı olur. Ayrıca bu şekilde köşeler ve etiketlerle belirlenmiş bir yuvada çocuklar rahatlıkla seçimler yapabilir ve etkin öğrenebilirler.

16. ODAKLANMA: İyi Anaokulu sadece kendi ilgi alanına giren konularla ilgilenir, ilgi alanı dışındaki konularda başka kurumlardan ya da uzmanlardan destek alınmalıdır. Birçok anaokulu dans, bale, yabancı dil, satranç, tiyatro gibi kendi üzerine vazife olmayan ve her biri uzun zaman ve uzmanlık isteyen eğitimleri vermektedir.(!) 

17. ÖĞRETMEN: İYİ ANAOKULU kriterlerinin en başında İYİ EĞİTİM yer almalıdır. İyi eğitimin de birinci koşulu İYİ ÖĞRETMEN’ dir. Bu yüzden okul öncesi dönemde öğretmenin önemi tartışılmaz. Okulun fiziki şartları ne kadar iyi olursa olsun, program ne kadar dikkatli hazırlanmış olursa olsun, çocuklarla bütün gün beraber olan, eğitim programını uygulayan öğretmendir. Çocukları gözleyip programı geliştirecek, çocuklara şefkatle yaklaşıp onların ihtiyaçlarını bir anne gibi karşılayacak kişi de yine öğretmendir. Kısacası; “Okulun eğitim kalitesini belirleyen öğretmendir.” 

18. PERSONEL: Öğretmenler ve hizmet personeli gerek kendi aralarında gerekse velilerle ve çocuklarla iletişim kurarken doğru iletişim kurmalıdırlar.

19. PLANLAMA: Öğrencilere anaokulu hizmeti verirken öğretmenler derse mutlaka planlı ve o planı uygulayacak hazırlıkları yapmış olarak girmelidirler.

20. REHBERLİK: Öğrencilerin sorunlarını anlamak amacıyla aile üyeleri ile görüşmeler yapılmalıdır.

21. SINIF KONTENJANI: 15 öğrenciyi aşmamalıdır.

22. ŞAFFAFLIK: Velilere çocuklarıyla yıl içinde yapılacak çalışmalar hakkında açık ve net bilgiler verilmelidir.

23. ŞEFFAFLIK ve GÜVEN: Ebeveynler haber vermeden okulu ziyaret edebilmelidir.

24. ŞEFFAFLIK: Öğrencilerin alacağı anaokulu hizmetini aile üyelerinin anlamasını sağlamak amacıyla onlarla görüşmeler yapılmalıdır.

25. ŞEFFAFLIK: Öğretmenlerin diplomaları ve sertifikaları odalarında asılı olmalıdır.

26. ŞEFFAFLIK: Velilere anaokulu hizmetinden beklenenler anlatılmalıdır.

27. ŞEFFAFLIK: Velilerin endişelenmemesi için anaokulu hizmetinde kullanılan yöntemlerle ilgili açıklamalar yapılmalıdır.

28. YILLIK PROGRAM: Anaokulu hizmeti özenle planlanmalı ve her günün belli bir hedefi olmalıdır.

29. YILSONU GÖSTERİSİ: Birçok anaokulu veli odaklıdır. Bu yüzden yılsonunda bir gösteri çıkarıp velileri mutlu etmek isterler. Aslında bu, bir sonraki yıl için kayıt yenilemenin yolu olup çocukların eğitimlerinden çalınan zamandır. Yılsonunda 3 saatlik gösteri için çocuklar 3 ay öncesinden hazırlıklara başlarlar.

30. YÖNETİM: Anaokulu kurucusu ya da müdürü üniversite okul öncesi alanda üniversite düzeyinde eğitim görmüş sağlıklı, hoşgörülü, sabırlı, güler yüzlü olmalıdır.


Not : Dilgem Danışmanlık Merkezinden Alınmıştır. 

Sulukuleli Kadının Hıdrellez Duası...


Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil, sevebileceğim herkes de dahil... Sağlığı iyi olsun. Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın. Ciğerlerinden nefes, midesinden gurultu, bacaklarından güç eksik olmasın... Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp dolaşsın.

Sevdikleriyle birarada olsun. Kolu kollarına değsin, gözü gözlerinin içine baksın. Lafları birbiriyle başlasın. Nesi varsa, bölüşücek biri olsun; nesi yoksa, bulup getiricek biri olsun. Bu birileri az ama öz olsun. Bazıları dünyada tek olsun. Sevgisinin tamamını harcasın. Harcasın ki, ona büyük bir miras kalsın. Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun. Onun yeri ayrı olsun. Onu soysun, başucuna koysun ama yalan uydurmasın. O herşeyine, her haline tek tanık olsun. Bir hareketiyle güldüren, bir hareketiyle ağlatan olsun. Duyguların hepsi onda olsun. Kalbi buna teslim olsun. Bütün şarkılar onu anlatsın. Aşık olsun, sırılsıklam olsun. Kurumasın. 

Yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir işi olsun. Başarının gerçek adının bu olduğunu unutmasın. İbadet eder gibi, bu keşfini hergün yeniden kutlar gibi, onu yapıp dursun. Yaptıkça daha iyi yaptığını görsün. Daha iyi yaptıkça bunu başkaları da görsün. O başkalarının bunu gördüğünü, dış gözüyle görsün, iç gözüyle işine baksın.

Neşesi bol olsun. Kendini mutlu etsin, durduk yere neşelenmek nedir bilsin. İçinde birşey durup durup zıplasın. Duydukları, gördükleri onu gıdıklasın, kahkaha attırsın. Gürültü çıkarsın. Saçma şeyler söylesin. Çocuklukta en şımardığı ana, sık sık gidip gelsin. Nereye gidip geldiği bilinmesin.

Değiştirmek istedikleri değişsin. İçte ve dışta, iyi günde ve kötü günde tadilat yapsın. Eskilerini atsın, ruhunu havalandırsın. Kapıda hep kamyonu dursun. Dilediği yere taşınsın. Kendinden taşınmak isterse, içindeki güç, dışındaki sevgi ona yardımcı olsun. Bileği, bütün alışkanlıklarıyla, bağımlılıklarıyla güreşsin.

Birşey ona sürpriz olsun. Günlerinden birgünü, bir pakete sarılı olsun. Açılınca, içinden hiç beklemediği güzel bir haber çıksın. Bu gün üçyüzaltmışbeş'ten herhangi biri olsun. Öylesine bir pazartesi, arkaya kavuşturduğu ellerinde, unutulmaz bir salı saklasın. Öyle tahmini mümkün olmayan birşey olsun ki bu, hayatın zekasını anlatsın.

Bir hayali gerçek olsun. Bir hayale gözünü yumsun. Peşinden koşup, onu sobelesin. Hayalini kendinden saklamasın. Bir çizgi filmde olduğunu, herşeyin mümkün olduğunu unutmasın.



Tüm dilekleriniz gerçek olsun....:)

2 Mayıs 2013 Perşembe

Anne Olunca Anladım:


Annemi… Onun kıymetini…
İçinde senden ayrı bir kalp daha atmasını…
Doğum denen mucizeyi…
Hamile olduğumu görenlerin “Artık hayatınızda hiçbir şey eskisi gibi olmayacak,” derken neyi kastettiğini…
Bebek kokusunu…
Birine bakarken sevgiden gözlerinin dolmasını…
Birini gözünden bile sakınmayı…
Büyütmek ile yetiştirmek arasındaki farkı…
Her sabah üzerinden kamyon geçmiş gibi yorgun uyanmayı…
Ne kadar yorgun ya da ne kadar derin uyuyor olsan da üstü açık kaldı mı acaba diye kırk kez uyanıp yavrunu kontrol etmeyi…
İyileşsin diye sabahlara kadar uyumadan başında beklemeyi…
Hayatta insanın alabileceği en büyük sorumluluğun çocuk yetiştirmek olduğunu…

Herkesin anne olamayacağını…
Çocuğuna söylediğin her sözün ne kadar önemli olduğunu…
Cennetin neden annelerin ayakları altında olduğunu…
Zamanın kıymetini…
Özgürlük kavramını…
Hasta olmaya bile hakkın olmamasını…
Teori ile pratik arasındaki devasa farkı…
Çocuğunla geçirdiğin her anın ne kadar kıymetli olduğunu…
Mükemmel annelik diye bir şey olmadığını…
Çocuğun için verebileceğin en güzel ve en önemli şeyin onu koşulsuz sevmek olduğunu…
Birini, uğrunda her şeyini feda edebilecek kadar sevebilmeyi…
“Allah kimseye evlat acısı vermesin” lafının ne kadar DOĞRU, ACI, bir… bir… Tarif edilemezliğini…
Hayata aslında ne denli mutlu geldiğimizi…
Türkiye’de AVM asansörlerinin ve bebek odalarının yetersizliğini,
Önce hamile / çocuklu / engelli uyarısının ne kadar önemli olduğunu,
Türkiye’de puset  ile gezebilmenin deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğunu…
Ağaçların dikilmesi gereken yerlerin kaldırım değil, park / bahçe / orman olduğunu…
Başka annelerin, akrabaların eleştirilerine kulak asmayıp kendinden emin olmak gerektiğini…
“Sıcak” kahve içebilmenin ne büyük lüks olduğunu…
“Anne olunca anlarsın”ı…