1 Kasım 2012 Perşembe

Bakıcı Sorunsalı


Bakıcılarla başım dertte. Öyle çok bunalıyorum ki bu konu yüzünden. Resmen depresyona giriyorum. En iyisi işi bırakıp evde oturup çocuğuma bakmak ama bu ülkede böyle şeyler lükse giriyor.

Cimcime henüz 1,5 yaşında bile değil fakat uzun süreli (minimum beş ay çalışmış) üç,  kısa süreli (sadece bir iki gün çalışmış) beş toplam sekiz bakıcı eskitmiş durumda. Tabi bu bakıcıların seçimi için görüştüğümüz yüzlerce adayı saymıyorum. Söz verip gelmeyenler mi istersiniz, gelip okuma yazma bilmediği halde acayip ücretler talep eden mi istersiniz, görüşmeye gelemem siz gelebilir misiniz diye soranlar mı istersiniz. Her cins var yani. 

Sırayla gidiyorum. 

Nergis : İlk bakıcı teyzemiz. Çok kahrımızı çekti. Cimcime doğmadan 1 hafta önce başladı ve altı aylık olana kadar bizle kaldı. Manisa'da iki yetişkin işsiz oğlu bir kumarbaz kocası vardı. Hiç biri çorabını bile annelerine telefon edip sormadan bulamazdı. İşsiz oğlu ve karısı aynı fabrikada iş bulunca torununa bakmak için Manisa'ya geri döndü. Ayrılırken çok ağladık. Daha yeniydik, acemiydik, duygusaldık bakıcı konularında. 

Sonya : Eskiden yeğenime bir kaç ay bakmışlığı vardı. Cimcime altı aylıkken başladı bir yaşına kadar özel vizeyle bizle kaldı. Disiplinli ve otoriter bir kadındı ama biraz soğuktu. Yine de Cimcime’ye çok şey öğretti. Vizesi dolunca ülkesine gidip bir süre kalıp tekrar gelecekti. Yerine idareten başkasını bulup ülkesine gönderdik. Giderken bir bavul eşya gönderdim çocuklarına, hatta döneceğin zaman konuşalım oğlunu da getir tatil yapsın dedim. Oğlunun biletini biz alırız dedim. Ama o giderken yerine bulduğumuz bakıcıyı da korkutup kaçırdı. Döndüğünde işi sağlam olmaz diye korktu. Giderken kızımı öpmedi bile. Dedim ya soğuktu.

Emel : Cimcime bir yaşına bastığı gün geldi ve beş ay bizle kaldı. İşe girdiğinde 50 yaşındaydı, çıkarken 56. Göya çok dini bütün, namazında niyazında bir kadındı ama lüzumsuz konularda sürekli yalan söylüyordu. İki yetişkin evli barklı çocuğu vardı ama kızı kendisini evinden kovduğu için evsizdi. Sürekli telefonda ona buna akıl verirdi. Her hafta ya kendisi ya torunları ya da çocukları hasta olurdu. Öyle grip filan da değil. Kızına kanser, oğluna kalp teşhisi kondu mesela bizde çalıştığı 5 ay süresinde. Ama bu hastalıklar bizle tatillere gelirken hiç umursanmazdı. Hatta kızı ameliyat olacağı gün biz uçağa bindik tatile çıktık. Tatil veya gezme sonrası evde sürekli orası burası ağrırdı, ona aldığım ilaçlarla eczane açabilirim. Neden bilmem arada topallardı, öyleki Cimcime’de onu taklit etmeye, evde topal topal gezmeye başladı. Yatılı olmasına rağmen her akşam kızına oğluna gitmek ister, Cumartesi çalışmak istemezdi. Biz dışarı çıkarken bize geç gelmeyin benim akşam işim var filan derdi. Sonunda dayanamadık biz çıkardık kendisini.

Bunların dışında bir teyzemiz işe girerken ben biraz titizim dedi sonra anladık ki kendi pişirdiği yemekten başka yemek yemezmiş, yemek yaparken herşeyi 250 kere yıkadığı için (yumurtayı yıkıyor mesela) en basit yemeği 3 saatte pişirirmiş, yere çorapla bile basamaz terlik yoksa oturduğu yerden kalkamazmış, kapı kollarını çıplak elle tutamazmış ve dikkat çocuk ağlamasından hiç hoşlanmazmış. 2 gün kaldı ve gönderildi. Giderken neden gönderildiğini anlamamıştı. Başka bir ablamızı genç diye işe aldık ama hem gece hem gündüz fosur fosur uyuyordu. O da 2 gün sonra gitti. Sonya gitmeden önce yerine getirdiği kadın, gece evde donla geziyordu. Onun da ömrü sadece 1 gün sürdü, gece donla görünce sabaha gönderdim doğal olarak. Ve son olarak işe giren ablamız temizlikçi kadının çantasından para aşırdı. Referansları gayet iyiydi oysa ama sanırım eşi dostu veriyorlar referans olarak bazıları. Sonradan iyice bir araştırdım, dedektif gibi google’dan facebook’tan ve anne-bebek bloglarından faydalanarak eski işverenlerine ulaştım. Meğer daha önce çalıştığı yerde de hırsızlık yapmış, 4000-5000 TL’lik bebek altını nakit para filan kaldırmış. Bu bilgiye dün öğleden sonra ulaşabildim, dün akşam gönderecektim acıdım sabah olsun öyle söylerim dedim. Sonra bir baktım gecenin üçünde evde dolaşıyor tırım tırım, üst kattaki odalara çıkıyor. Takıldım peşine, naapıyorsun burda gece gece dedim ama nasıl tırsıyorum bir yandan. Uykum kaçtı TV seyredeceğim dedi. Oysa aşağıda da TV var hem de 2 tane. İn aşağıya git odana yat gezme evde gece gece dedim. Sonuçta çocuk da aşağıda. Ben evime gideceğim abla dedi. İyi git dedim. Baktım hala oturup TV seyrediyor. Hadi kalk toparlan dedim , toplandı, taksi çağırdım bindirip gönderdim. Gece üç buçuktu. Akşam işten eve geldiğimde elimde erzak kolisi vardı, koliyi yukarı kattaki erzak mutfağına çıkarmıştım. Gece üçte kalkmış onu karıştırıyordu.  

Şanssızım bakıcı konusunda kısacası. Cimcime henüz küçük olduğu için mi yoksa umursamadığından mı bilmem eskileri çok aramıyor, yenilere de 1-2 günde alışıyor. Asıl zor olan benim yeni insana alışmam. Maalesef hepsinde bir artistlik, hepsinde yalan dolan. Merhametli, şefkatli sandığın insanların gerçek yüzünü görünce insan dehşete düşüyor. Şu son 1,5 yılda gördüklerimi tüm ömrümde görmedim ben. Ne hayatlar var, ne sefilliklerden geliyorlar ama gel gör ki hiç bir şeyden memnun olmuyorlar. Biz zaten gönlü olmazsa çocuğumuza kötü davranır endişesiyle onların bir dediklerini ikiletmiyoruz.

Şimdi bir başka bakıcıya doğru yelken açıyoruz. Bakalım bu sefer bizi neler bekliyor.  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder